Müzik kliplerinden devasa bütçeli Hollywood filmlerine birçok alanda projenin altında imzası bulunan deha yönetmen David Fincher, tarihteki en başarılı filmlerden bazılarını da hayatımıza kattı. İşte herkesin izlemesi gereken, eğer izlemediyseniz akşamki bütün planlarınızı iptal edip film keyfi yapmanızın zamanı geldiğini gösteren 8 David Fincher filmi:

Seven (1995)


Bir çaylak bir kurt dedektif, Brad Pitt ve Morgan Freeman, Hristiyanlığın “yedi” büyük günahını konu alan cinayetler işleyen esrarengiz seri katilin izini sürer. Oyunculuklar, atmosfer, kurgu, final… Her yönüyle tam bir başyapıt olan bu film Fincher’ın tartışmasız en iyi filmlerinden.

Fight Club (1999)


Chuck Palahniuk’un romanından uyarlanan, başrolünü Brad Pitt ve Edward Norton gibi iki usta oyuncunun paylaştığı bu kült film hakkında yapılacak bir yorum olduğunu düşünmüyorum.

The Social Network (2010)


Facebook’un kuruluş sürecini anlatan filmin başrolünde Jesse Eisenberg bulunuyor. Fincher konu o kadar güzel işlemiş ki Mark Zuckerberg’in Harvard yıllarında buluyorsunuz kendinizi. Üstelik filmde Justin Timberlake de oynuyor. Daha ne isteyelim?

Zodiac (2007)


60’lı yılların sonlarında geçen filmde San Francisco’lu bir karikatürist, Kuzey Kaliforniya’da ortaya çıkan seri katille kafayı bozar ve amatör bir dedektiflik macerasına atılır. Evet yine seri katil falan ama emin olun bu film Seven’dan çok farklı bir havada. Evinizin Jake Gyllenhaal, Mark Ruffalo ve ailenizin Demir Adam’ı Robert Downey Jr gibi dev isimleri kadrosunda bulunduran film Fincher’ın en kaliteli yapımlarından biri.

Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi (2008)


4 yaşında bir ihtiyar olduğunuzu hayal edin. Edemediniz değil mi? “Ne saçmalıyor bu?” diyorsunuz ama Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi tam da böyle bir hikaye. Tersten yaşlanan bir adamın hikayesini ve doğurduğu garip sonuçları anlatan filmin ana karakterini Brad Pitt canlandırıyor. Evet, yine Brad Pitt. Şikayeti olan var mı?

Gone Girl (2014)


Güzel oyuncu Rosamund Pike’ın canlandırdığı karakter Amy bir anda ortalıktan kayboluyor ve medyanın gözü Ben Affleck’in canlandırdığı Nick’in üzerine çevriliyor. “Ne dolaplar dönüyor be” şeklinde tepkiler vererek izleyeceğiniz bu film Fincher’ın özellikle son yıllardaki en başarılı işi. Bu arada Barney Stinson rolüyle tanıdığımız Neil Patrick Harris’i de bu filmde görebilirsiniz.

Ejderha Dövmeli Kız (2011)


James Bond karakteriyle aklımıza kazınan Daniel Craig, bu filmde İsveçli bir gazeteci olarak karşımıza çıkıyor. 40 yıldır kayıp olan bir kadının gizemini çözmeye çalışan gazetecimiz, bu uğraşında geçimini hacker’lık yaparak sağlayan ejderha dövmeli bir hanım kızımız olan Lisbeth Salander’dan yardım alıyor. Lisbeth Salander karakterini de Rooney Mara canlandırıyor.

Alien 3 (1992)


Listede bu maddeye kadar birbirinden kaliteli filmlerden bahsettik. Alien 3 filmi de Fincher için unutulmaz bir filmdir elbet ama diğerleri gibi kaliteli olduğundan değil de tam bir fiyasko olduğundan mütevellit. Ridley Scott tarafından çekilmiş efsane Alien filminin devam filmi olmaya yakışmayan kalitede bir yapım ortaya çıkarmış olsa da, çektiği diğer fevkalade filmler sayesinde Fincher abimizin kredisi bizde yüksek olduğundan bunu görmezden geliyoruz.